Enez Ainos Hakkında

Edirne ilinin ilçesi olan Enez’ in 21 km kuzeyinde İpsala, 60 km doğusunda Keşan ilçesi, güneyde ve batıda Ege Denizi ve Yunanistan ile mülki ve millî sınır ile çevrilmiş olup, Meriç Nehri’nin denize döküldüğü Ege’nin Kuzey sahilinde bir yarımada üzerinde yer almaktadır. İlçe, toplamda 30 km deniz, 44 km mülki sınırlara sahiptir. Enez ilçesinin bölgesinin toplam nüfusu 2014 sayımına göre ilçe merkezi 4243, köylerle birlikte toplam 11.203 olup, yüzölçümü 473 km2‘dir.
Enez ilçesinde genelde Akdeniz iklimi mevcuttur. İlkbahar ve sonbahar ayları yağışlı, kışları sert ve kuru geçer. Kışın az kar yağmakla birlikte nemli bir hava hüküm sürer.
Bölgede devlet karayolu olarak Enez-Keşan ve İpsala-Enez karayolu mevcuttur.
1971 yılından itibaren yapılan kazılar sonucunda bölgedeki ilk yerleşim merkezinin Enez’in yaklaşık 3 km doğusunda yer alan Hoca Çeşme Höyüğü olduğu anlaşıldı. Geç Neolitik Çağda, yaklaşık olarak MÖ 6500’lerde kurulan bu yerleşim yerinde yaşayanların saz ve çamur gibi hafif malzemelerle inşa edilmiş oval biçimli kulübelerde yaşadıkları, ana tanrıçaya taptıkları ve deniz ürünleriyle beslendikleri saptandı.
Günümüzde Enez adını taşıyan Ainos, Meriç’in denize döküldüğü yerde kurulmuş iki limanlı bir şehir olarak üne kavuşmuştur. Önceleri deniz kenarında olan şehir, Meriç nehrinin alüvyon sürüklemesi sonucunda kıyıdan uzaklaşmış; şu an 4 km içerde kalmıştır. Ainos, ilk iskan edildiği MÖ 4000’li yıllardan bu yana çok değişiklik geçirmiş olmasına rağmen yaşamını kesintisiz sürdürmüştür.
Ainos’un ilk sakinleri kimlerdi, kesin olarak bilemiyoruz. Ancak Eskiçağ kaynaklarında, Ainos’un yerinde önceleri Trak kabilelerinin yerleşmiş olduklarını, MÖ 7. yüzyılda İzmir’in kuzeyinde Aiolia bölgesinde yaşayan Aioller tarafından iskan edildiği, daha sonra ise, Mytileneliler (Midilli Adası) ile Kymeliler tarafından bir kolani olarak kurulmuş olduğu zikredilmektedir.
Gerçekten Enez ve çevresinde yapılan kazı ve araştırmalarda ele geçen maddi kalınltılar bu tarihi bilgileri doğrulamaktadır. MÖ 6. yüzyılın sonlarında Pers Kralı Darius’un 513 tarihinde yaptığı İskit seferinden sonra Trakya ve dolayısıyla Enez Pers İmparatorluğunun hakimiyeti atına girdi. Enez, MÖ 478/477 tarihinde Attik -Delos Deniz Birliği’ne katıldı. Şehir, Pers Kral Barışı ile MÖ 386 yılında bağımsızlığına kavuştu. Hellenistik Çağda Ptolemayosların hakimiyetinde kalan Enez, MÖ 190 yılında Romalılar’ın Trakya’yı zaptetmeleriyle tekrar bağımsızlığını elde etti.
Bizans Çağında Prenslik merkezi olan Enez’e Orta Çağda Cenovalılar hakim olmuşlar. Enez 1456 yılında Fatih Sultan Mehmet’in kaptanı Has Yunus Bey tarafından zaptedilmiş ve Osmanlı Devleti’ne Katılmıştır.
İlçenin ekonomisi temel olarak tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Başlıca yetiştirilen bitkisel ürünler buğday, ayçiçeği, çeltik ve hayvanların besin ihtiyaçlarını karşılamak için yemlik bitkilerdir. Hayvancılık bakımından büyükbaş ve küçükbaş yetiştiriciliği eşite yakın bir şekilde dağılmakta olup ilçenin en yüksek bölgesi olan Hisarlı Dağı çevresinde doğal yerli ırk büyükbaş yetiştiriciliği yapılmaktadır. İlçenin öteden beri büyük gelir kalemlerinden biri olan balıkçılık düzensiz ve kaçak avlanma ile birlikte giderek önemini yitirmektedir. Yabancı ülkelere ihraç edilen yılan balığı neredeyse yok denecek kadar az yakalanmaktadır. Lüfer ise bulunması imkânsız bir hale gelmiştir.

Enez’i yabancı turistlerden çok yerli turistler ziyaret etmektedirler. Denize yakın olan ve ilçe merkezini geçtikten sonra beliren bölgede villalar ve turistik konaklama alanları görülmektedir. Villalar genelde site halindedir. Ayrıca ilçede İstanbul ve Trakya Üniversitelerine ait dinlenme ve eğitim kampları bulunmaktadır. Bu kamplar yaz ayları boyunca kendi bünyelerindeki öğrencilerine uygun ve güzel bir tatil imkânı sunmaktadır. Bu bölgede yol yapımı ve kalkınma çalışmaları 2006 yılının yaz ayları itibariyle başlamıştır. Turistik önemin artması için bu tür çalışmalar devam etmektedir.

kaynak:http://cagdasenez.com
#Ainos,#Enez




AİNOS ENEZ KALESİ
Tarihçe
TARİHÖNCESİ DÖNEMLERDE ENEZ
Enez ve yakın çevresinin tarihi, doğal çevre özellikleri, bitki örtüsü doğanın bu yöreye bahşettiği doğal güzellikleri ve çeşitli kültürleriyle tarih boyunca önemli bir yerleşim bölgesi konumunda olmuştur. Bu durum, yakın çevresinde Neolitik Çağ’dan itibaren yeşeren ve gittikçe gelişen uygarlıkların ortasında yer almasından kaynaklanmaktadır. Enez’de uygarlıkların gelişmesinde, bölgenin akarsuyu olan Meriç Nehri’nin önemli payı vardır. Büyük bir delta ve kuşların barındıkları sulak alanlar oluşturan nehir, Tarih Öncesi Çağlardan başlayarak 20.yüzyılın başlarına değin deniz taşımacılığını iç bölgelere hatta Kara Deniz kıyısında kurulmuş kentlere ulaştıran veya tersi bir ticarete ve kültürel ilişkilere olanak sağlayan özelliğe sahipti.
Tarih Öncesinde Ainos ve çevresi Enez’in find-bride-review kuruluşuna, kültür tarihi ve bölgedeki konumuna ilişkin bilgilere Eski Çağ’ın yazılı kaynaklarında ayrıntılı bilgilere rastlanmakla birlikte, kentin kuruluşundan itibaren erişmiş olduğu yüksek kültür düzeyi, Enez’de yapılmakta olan arkeolojik araştırma ve kazılardan ele geçen kalıntılarla belgelenmiştir.
Bölgede bilinen en eski yerleşim alanı, Enez – Keşan Karayolunun 3. km’sinde yer alan Hoca Çeşme Höyüğünde olduğunu, Enez Kazısı ekibinin 1988 yılında yörede yaptığı yüzey araştırması sırasında ortaya çıkmıştır. Höyük, yaklaşık 150 m çapında yayvan bir kaya yükseltisi üzerinde yer almaktadır.

AİNOS’UN KURULUŞ ÖYKÜSÜ
Eski Çağ yazılı kaynaklarında Ainos şehrinin kuruluşuna dair değişik görüşler bulunuyor. Kent adının Ainos biçimindeki ilk yazılışına Homeros’un İlias destanında rastlanıyor. Destanda Thrakların önderi İmbrasoğlu Peiras, Ainos’tan gelerek Troya savaşına katılmış ve kahramanlıklar göstermiştir (Homeros, İllias IV,520). MÖ.70-19 yılları arasında yaşamış olan Romalı yazar Publius Vergilius Maro tarafından kaleme alınmış Aeneas kitabında Aeneas’ın mitolojik serüveni anlatılır. Aeneas, Troya kraliyet ailesinden tanrıça Aphrodite ile Troya’lı prens Ankhises’in oğlu, Troya Kralı Priamos’un yeğenidir. Söğlenceye göre Aeneas, Akalara karşı yiğitçe savaşır. Troyalıların yenilmesi üzerine Aeneas, babası Ankhises’i omuzlarına alarak ve oğlu Askanius’u da elinden tutarak İda Dağı’na (Kazdağı) kaçar. Dağın eteklerinde gemiler inşa eden Aeneas ve arkadaşları kendilerine yeni bir yurt kurmak ve Troyalıların soyunu kuracakları topraklarda devam ettirmek için denize açılırlar. Birkaç gün süren yolculıktan sonra Trakya topraklarında yay biçimindeki körfeze ulaşırlar. Aeneas, Hebros (Meriç) Nehri’nin ağzında Ainos adını verdiği şehrin temellerini atar. Söylenceye göre Aeneas, Trakya kıyılarına ulaşınca annesi Afrodite ile Zeus’a kurbanlar sunmak için sunağın üstünü yeşil yapraklı dallarla süslemek amacıyla yakındaki tümseğin tepesinden kızılcık ve mersin ağaçlarının dallarını koparmaya başlayınca, kopardığı dallardan kan damlaları çimenlerin üstüne akar ve inlemeleri yükselir. Burası, amcası Polydoros’un mezarı olduğunu aşağıdaki tümcelerden öğrenir. Üzerinde durduğu topraktan yükselen bir ses ona;
“niye Aeneas, zavallı beni parçalıyorsun, artık mezarımı rahat bırak, hayırlı ellerini de günahtan esirge. Troyalıyım kan ağaçtan değil bedenimden akıyor. Ah , bu zalim topraklardan kaç, kaç bu haris sahillerden; zira ben Polydoros’um”. Polydoros, söylenceye göre Troya kralı Priamos ile Hekabe’nin oğludur. Troya savaşı sırasında babası ona Troya hazinesini vererek damadı olan Trakya kralı Polymestor’a emanet eder. Troyalılar savaşı kaybedince, Polymestor altınlara el koymak için Polydoros’u öldürtmüş ve orada gömmüştür. Bu olay Vergilius, Aeneas III.62’de şöyle anlatılır;



0 yorum:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar

Öne Çıkan Yayın

Sümerli Öğretmenden Mektup Var

Fransızca ” culture ”, Latince ” colere,cult ” yani ekip biçmek, toprak işlemek fiiline ” –tura ” eklenmesiyle türetilen, bir halka özg...